“ÇOCUK KADINLAR”: ARTEMİS ARKETİPİ

"Tek başıma kendime yeterim!" Bir isyan cümlesi mi? Korku mu içindeki? Acı mı? Güvensizlik mi? Hüzün mü? Modern dünyanın bize en çok kazandırdığı arketip bu olsa gerek: Güçlü kadınlar. Yıkılmaz kadınlar. Erkeğe ihtiyaç duymayan kadınlar. Babalarına aşık ya da hayran oldukları kadınların maskülen güçlerine tapınan kadınlar... Animaları kayıp, animaları gölgeye atılmış kadınlar. Bu kadınlar feminizmi... Continue Reading →

“ÇOCUK KADINLAR”: PUELLA ARKETİPİ

"Erkeklere güven olmaz." Sanıyorum ki aramızda annesinden bu cümleyi duyan çokça kadın vardır. Bu kadınların anneleri ya evlenip boşanmış, ya dul ya da hanede baba olmayan bir ailede büyümüşlerdir. Sonuç: Güven sorunu yaşayan ya da ilişkiye girmekten korkan kadınlar. "Anasının kızı" kadınlar. Bu kadınlar, aynı puer[1]ler gibi gerçek dünyadan uzak, bir fanusun içerisinde yaşamaya meyillidirler.... Continue Reading →

“ÇOCUK ERKEKLER”: SENEX ARKETİPİ

Puer arketipini incelediğim yazıdan devam ediyorum. Bu defa da "babasının oğlu" karakterine yakından bakıyoruz. Zweig ve Wolf, kitaplarında[1], babasının oğlu olarak ya da babanın baskın olduğu ailelerde yetişen erkeklerin kendi feminen özlerini, yani animayı gölgeye attıklarından bahsederler. Animanın gölgeleye atılması farklı şekillerde olabilir: Kadın düşmanlığı, duygusallığı ve hisleri yermek ya da gereksiz bulmak, kırılganlığı güçsüzlük,... Continue Reading →

“ÇOCUK ERKEKLER”: PUER ARKETİPİ

Ebedî gençliği arayan, sistemi, dünyayı ve bedenini reddeden, spiritüel, düşler içerisinde yaşayan ya da sisteme ayak uyduramayan, büyümek istemeyen erkeklerin mitolojik ifadesi puer aeternus. Bu türün kadınlarına verilen isim ise puella aeterna, ancak bu yazıda kadınlara değil, "Mr. Nice Guy" yazısının ardından gelmesi nedeniyle erkeklere değinmek istiyorum. Robert Bly, "Iron John" kitabında aslında tamamıyla bu... Continue Reading →

ERKEĞİN ANATOMİSİ: “MR. NICE GUY”*

Hayatınızın ve ilişkinizin her daim sorunsuz ve huzurlu olmasını istiyor, kendinizi diğer erkeklere göre “daha iyi” ve “daha verici” ya da “daha dürüst” mü görüyorsunuz? Nedeni Robert A. Glover’ın kitabında bahsettiği “Mr. Nice Guy”* sendromunuz olabilir! Glover’a göre, İyi Adamlar iyi, verici, nazik ve ilgili olurlarsa, her şeyi doğru yaparlarsa mutlu ve tatmin olacaklarına, hayatlarının sorunsuz... Continue Reading →

İLİŞKİNİN TAO’SU

“Kırılganlığın olmadığı bir ilişkinin kıyıya vurması kaçınılmazdır.” – Robert Augustus Masters Şeffaflığın ve kırılganlığın görünür olmadığı yerde duygular ve düşünceler (hikayeler) birikiyor. Bu birikmeler de sanrıları, varsayımları ve yok saymaları doğuruyor. Şeffaf olmak, kırılganlığımızla, yani içimizde süre gelen her şeyle orada apaçık nefes alabilmek belki de bizi en çok korkutan şey. Kalbi açık tutmak hiç bilmediğimiz... Continue Reading →

DERİN İLİŞKİ

İlişki kurmak, cinselliğin ve paylaşımın var olduğu, çekim dolu bir dinamik sizi cezbediyorsa, aşk ve sevginin ilişki boyutunda nefes almayı seçiyorsanız ve kişisel gelişimin ilişkilerdeki tezahürünü merak ediyorsanız muhtemelen bu makaleyi seveceksiniz. Baştan söylemeliyim ki amacım ilişkilerin gerekliliğini savunmak değil. İlişki kurmayı tercih ediyorsak, ilişkilerde derinliği, samimiyeti, yakınlığı ve sürekliliği nasıl sağlayabileceğimiz üzerine bir kaç... Continue Reading →

SAĞLIKLI İLİŞKİLER KURMAK

Önceliğiniz bağlantı kurmak olsun. Her şeyin sizin şifanıza, farkındalığınıza ve ilişki anlamında derinleşmenize hizmet etmesine izin verin. Koşullanmalarınızın (öfke, korku, utanç ve suçlama ile) seçimlerinizi etkilemesine izin vermeyin. Yaşamınıza hüküm süren alışkanlıklarınızı (davranış, konuşma, düşünme) fark edin. Partnerinizin eylemlerini kabul etmekle partnerinizi kabul etmeyi birbirine karıştırmayın. İlişkinizde yolunda giden şeylerin, yolunda gitmeyen şeyleri örtülemesine izin... Continue Reading →

Derin Bağlılık

Cinselliği romantize ederek, ruhsallaştırarak ya da cinselliğe tantrik veya metafizik kavramlar yükleyerek, onu “daha kutsal” bir şeye dönüştürmeye çalışarak manipüle edebiliyor ve olası derin bir bağlantıyı mahvedebiliyoruz. OLUŞların içerisine kavramları ve anlamları yerleştirdiğimizde doğallıktan uzaklaşabiliyoruz. Biz bunu yaptıkça ise olmakta olan yok olabiliyor. Şimdi olan her ne varsa onda derinleşmek yerine gelecekte olmasını ümit ettiğimiz... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑