“ÇOCUK KADINLAR”: PUELLA ARKETİPİ

“Erkeklere güven olmaz.”

Sanıyorum ki aramızda annesinden bu cümleyi duyan çokça kadın vardır. Bu kadınların anneleri ya evlenip boşanmış, ya dul ya da hanede baba olmayan bir ailede büyümüşlerdir. Sonuç: Güven sorunu yaşayan ya da ilişkiye girmekten korkan kadınlar. “Anasının kızı” kadınlar.

Bu kadınlar, aynı puer[1]ler gibi gerçek dünyadan uzak, bir fanusun içerisinde yaşamaya meyillidirler. Alice Harikalar Diyarında bu arketip için mükemmel bir hikayedir. Kapalı dünyaları içerisinde aslında kendi gölgelerinden kaçarlar ve her zaman çocuk kalırlar. Bu kadınlar narsis kişilikli olabilir ve her daim görülmeyi ve sevilmeyi arzularlar, bu nedenle de çabucak aşık olabilirler fakat iş derinleşmeye ve samimi bir ilişki kurmaya gelince kaçacaklardır. Onlar dünyada güvende hissetmezler. Onlar gerçeği görmeyi reddederler, bu nedenle de ilişkileri bittiğinde şöyle dediklerini duyabilirsiniz: “Ben bu adamı tanımıyorum! Benim tanıdığım adam bu değil!” İlk evlerinde (ailede) alıştıkları hafifliği arzularlar ve aslında hayal dünyasında yaşarlar. Bu kadınlar tekrardan dünyaya dönmek ve potansiyellerini gerçekleştirip aslında arzu ettikleri yaşamı yaratmak için diğer tüm arketiplerde olduğu gibi gölgeleriyle buluşmak ve her birini yakından dinlemek durumundalar.

Puella kadınlarının anneleri aşırı korumacı olabilir ve çoğunlukla da kızlarını gerçek dünyanın “çirkinlikleri”nden uzak tutmaya çabalarlar. Bu nedenle de bu kızlar annelerine duygusal olarak bağımlı, itaatkar ve annelerinin duygularının sorumluluğunu üstlenir hale gelirler. Annelerine bağımlı (bazen duygusal, bazen zihinsel, bazen maddî, bazen de hepsi!) bir kadın olmalarının yanında içten içe kendi bağımsızlıklarının özlemini ve acısını çekebilirler. Dışarıdan baktığınızda anne-kız iki yakın arkadaş gibidirler ve herkes onların bu yakın ilişkisini kıskanır. Annesi onun tüm ihtiyaçlarını karşılamak için belki de tüm hayatını feda etmiştir, fakat bunu kendi ihtiyaçları için yaptığının farkına varmaz. Küçük kız ise bu rahatlığın içerisinde büyümeyi unutur. Erkeklerle ve gerçek hayatla temas kurma zamanı geldiğinde ise afallaması doğaldır. Annesinin bu kıza verdiği mesaj ise şudur: “Bu hayatta kimseye güvenemezsin, kendine bile. Sadece bana güvenebilirsin.” Haliyle bu kadınların özgüven sorunu yaşama ihtimallerinin epey fazla olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

Puella kadınları gerçekliklerden çok çabuk sıkılır, çok çabuk çıkmaza düşer, kararsızdır ve sürekli yetersiz hisseder. Potansiyelleri çürümeye yüz tutar, zira onları gerçekleştirmek için gerekli olan animusu yoktur. O, içten içe, sonsuza dek çocuk kalmayı, genç kalmayı arzular ve gerçek yaşamın acı dolu büyüme yolculuğunu reddeder. Bu kadınlar aynı zamanda kendi gerçeklikleriyle, bedenleriyle de bağlantıda değillerdir. Maddî dünyayı reddedişleri, aslında feminen özü taşıyan zevk ve temas alanı olan bedenleriyle de iletişimlerini kesmelerine neden olur. Bu nedenle duyguları da bastırmaya meyillidirler, çünkü duyguları onları bedenleriyle iletişime geçmeye zorlar. Bu açıdan sağlıksız bir feminen öz taşıdıklarını da söyleyebiliriz, yani sadece animus değil anima gölgeleri de vardır.

Biz bu kadınları ileriki yaşlarında genellikle olası iki farklı durumda görebiliyoruz. Örneğin okuldaki kötü çocuğa aşık olan genç kız rolünde. Annesinin ona sunduğu o korunaklı alanın dışında başka bir dünya olduğunu öğrenen kız ya bu genç adamın çekiciliğine teslim olup merakla kendi cinselliğini ve bağımsızlığını keşfetmek için evden ve anneden uzaklaşır, ya da korkarak annesinin kollarına geri koşar. Puella olarak yetişen kadınlar, pasif ya da ortada olmayan Maskülen öz (baba) ve aşırı kontrolcü anne ile büyüdüğünde ona yine bu aynı ortamı hazırlayacak ilişkiler arar. Duygusal olarak tüketici partnerler, korumacı ve kontrolcü partnerler, “orada olmayan” ve kendisiyle bağlantısı olmayan partnerler… Ancak, eğer ki bu kadınlar şanslılarsa ya da kendi derinliklerine ve gölgelerine bakmaya cesaretleri varsa, Zweig ve Wolf’un[2] deyişiyle “Hades-benzeri bir yeraltı tanrısının belirmesiyle birlikte bu hayattan kurtulabilirler.” Bu benzetinin işaret ettiği çok daha derin bir anlam olduğunu düşünüyorum: Animus‘un çıka gelişi.

Gölgeye atılan öz (burada animus) er ya da geç bilinmek ve görülmek isteyecektir. Bu, ya farkındalıkla, gölge çalışmaları ve terapilerle sağlıklı bir şekilde açığa çıkabilir ya da seçtiğimiz partnerlerin maskülen özlerinde bu gölgeleri deneyimlemeye başlayabiliriz. Zweig ve Wolf, bu konuda Hades imgesini bence incelikli bir şekilde kullanıyorlar. Hades tehlikelidir, ölüm tanrısıdır, karanlık getirir ve genç kadınların ırzına geçer. O masumiyeti öldürür. O, egoyu gölgelerin karanlığına çeker ve geri dönüş mümkün değildir. Eğer puella arketipini taşıyan kadın bu sürecin farkındalığıyla devam edebilirse ölüm ona yaşamı, bağımsızlığını ve animusunu geri getirecektir.

Özetle olan şey şudur: Annenin yaşama olan güvensizliğini taşıyan genç kadının acıları. Bu, annenin kızına ihanetidir aslında ve anne bu ihanetin farkında dahi değildir, zira o da başka bir mahkumiyet yaşamıştır. Olan bitenin, kendi gölgelerinin farkında değildir. Bildiği tek yol budur. Bildiği tek yol, kendi yaşadığı ihaneti kızının da yaşamamasıdır, ancak çok geçtir. Bir puella yaratarak mükemmel bir iş çıkarmıştır.

Son olarak, puella arketipi için Alice Harikalar Diyarı‘ndan anlamlı bir bölüm 🙂

 

Didem Çivici – Copyright ©2017

Wild Woman Academy Kurucusu ve Eğitmeni

 

 

[1] ÇOCUK ERKEKLER: PUER ARKETİPİ

[2] “Romancing the Shadow”, Connie Zweig, Ph.D. & Steve Wolf, Ph.D.

Görsel: Wendy (Peter Pan çizgifilminden)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: