“ÇOCUK ERKEKLER”: SENEX ARKETİPİ

Puer arketipini incelediğim yazıdan devam ediyorum. Bu defa da “babasının oğlu” karakterine yakından bakıyoruz.

Zweig ve Wolf, kitaplarında[1], babasının oğlu olarak ya da babanın baskın olduğu ailelerde yetişen erkeklerin kendi feminen özlerini, yani animayı gölgeye attıklarından bahsederler. Animanın gölgeleye atılması farklı şekillerde olabilir: Kadın düşmanlığı, duygusallığı ve hisleri yermek ya da gereksiz bulmak, kırılganlığı güçsüzlük, ihtiyaçları çaresizlik olarak görmek, erkek gibi olarak her şeye hükmedebileceğini düşünmek, otorite takıntısı, otoriteye karşı asilik ile yönetmek, kadını metalaştırmak, maddeye düşkünlük, vs. Bu erkekler feminen öz ile sorun yaşarlar ve en büyük korkuları arasında muhtaç olmak, zayıflık ve birine bağlı olmak vardır.

Tabi ki “babasının oğlu” prototipine bakarken babayı da ele almak uygun olur. Zweig ve Wolf bu konuyu çok net şekilde dile getiriyor: “Bu babalar senex, yani Cronos arketipini barındırırlar, ki bu arketipin olumlu yanı bilgelik iken olumsuz yanı ise eski, sert ve tutucu baba rolüdür.” Yani bu erkeklerin babaları genellikle katı, eski kafalı, yeniliğe açık olmayan ve feminen özü onurlandırmayan adamlar oluyor. Peki ne oluyor? Çoğunlukla “babasının oğlu” erkekler fark etmeden babalarından senex arketipini satın alıyorlar.

Bu babaların çocuklarını suçladıklarını, utandırdıklarını, her şekilde yetersiz bulduklarını ve onları oldukları halleriyle hiç bir zaman kabul edemediklerini de görüyoruz. Bu babalar için kendi lisanımla “aşırı baskın maskülen” diyebilirim. Dünyayı, ailesini, duygularını kontrol ederek amacına ulaşabileceğine inanan, kendi doğrularından başka doğrulara açık olmayan katı bir yapı. Böyle babaların çocukları özellikle zaman ve hayatı verimli yönetme konusunda çokça sorun yaşıyorlar. Zamanı yönetememek, hayat planlarını uygulayamamak, bunun sonucunda da sürekli bir “yetersizlik” hissi. Bu erkekler çoğunlukla telaşlı, sakar ya da unutkan. Onlar için dışarıda bir hayat vardır ve onlar bu hayatı kaçırmaktadırlar. “Yapmaları gereken” şeyler vardır (çünkü bilinçaltında kendilerini babalarına kanıtlama ve ondan onay alma ihtiyacıyla yaşarlar) ve bu şeyler asla bitmez, zaman yetmez ve bu yetersizlikle baş etmek imkansızdır.

Bu erkekler iç dünyalarında karmaşık, hissiz ve aciz hissedebilirler. Senex babaları tarafından duygusallığın gereksiz olduğu aşılanmıştır, o nedenle de duygularıyla ve derin ihtiyaçlarıyla bağlantı kurmakta zorluk yaşarlar. Babaları çoğunlukla annelerini değişmeye zorlamış, aşağılamış ya da farklı şekillerde zorlamış olabilir. Önceki yazıda “anasının oğlu” olarak nitelendirdiğim (puer), maskülen özünü, yani animusu gölgeye atan erkeklerden farklı olarak bu erkekler annelerinin ya da herhangi bir kadının duyguları karşısında genellikle hissiz kalır, saldırır ya da donarlar. Kendi animaları ile bağlantıları olmadığı için cinselliği ve yakınlaşmayı da mekanik ve duygusuz bir şekilde gerçekleştirir ya da “mış gibi” yaparak maske takar, ilişkiyi kontrol etmeye çalışırlar. Bu sayede derinleşmemiş, vaatte bulunmamış ve borçlu çıkmamış olurlar. Kısacası yüzeysel ilişkilerde takılıp kalırlar çünkü feminen özün armağanı olan “derinleşme”yi tanımamaktadırlar. Evlenseler dahi bir şeyler hep yüzeyseldir ve kadın bunu fark eder. Bu yüzeysellik sadece ikili ilişkilerinde değil, her türlü ilişkilerinde görülebilir. Çevrelerinde pek çok insan olsa da aslında yalnızdırlar ve bunu acı bir şekilde görseler dahi kabul etmezler ya da fark edemezler. Yeni dostluklar edinmek onlar için çok kolay değildir çünkü yeni insanlara kırılganlıklarını göstermek onlar için zordur. Bu erkeklerin en yakın dostları genelde çocukluk arkadaşlarıdır ve bu dostlukları sürdürebilmelerinin de genelde tek nedeni paylaştıkları geçmiştir. Yalnız kalmaktan korktukları için de (çünkü bu da bir yetersizliktir) bu eski arkadaşlarla hayat görüşlerini paylaşmasalar ya da içten içe onları sorgulasalar da ilişkilerini devam ettirirler.

Robert Bly, “Iron John” kitabında toplumun en temel sorunlarından biri olarak Kral’ın yokluğunu gösteriyor. Kral’ı ilahi maskülen güç olarak tanımlayabiliriz. Düzeni, adaleti ve saygıyı gözeten içsel bir güç de diyebiliriz. Erkeğin, puer ya da senex olsun fark etmez, Kral’ını yitirmiş olduğu gerçeğini kabul etmemizin gölgelerimizle yüzleşme yolunda yardımcı olacağı görüşünde Bly. Ayrıca bir erkeğin (ya da kadının) içindeki Kral ve Kraliçe’yi masada hak ettikleri yerlere oturtmasının, gölgelerin kendi başlarına hareket edip krallığı mahvetmelerine mani olacağını ve krallığa huzur ve mutluluk getireceğini de ekliyor. Ben bu Kral ve Kraliçe’nin yerine Maskülen (Eril) ve Feminen (Dişil) özleri koyuyorum. Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, anne ve babadan ayrılarak kendine anne (Kraliçe) ve baba (Kral) olmak, hayatın içerisinde güvenli ve emin adımlarla ilerlemek, içsel yolculuğu sürdürmek için elzem.

Belki de fark etmemiz gereken ilk şey şudur: 

“Öncelikle aç olduğumuzu anlamak durumundayız.” Robert Bly

 

Didem Çivici – Copyright ©2017

Wild Woman Academy Kurucusu ve Eğitmeni

 

 

[1] “Romancing the Shadow”, Connie Zweig, Ph.D. & Steve Wolf, Ph.D.

Görsel: “Saturn Devouring His Son”, Peter Paul Rubens

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: