Dişil ile Eril’in Dansı

love-man-woman-silhouette-wide-1680x10501

Hedeflerin, kazanmanın, odaklılığın, yükselmenin kıymetli sayıldığı günlerdeyiz. Yaşam alanlarımız genel olarak eril prensipler tarafından yürütülmekte. Daimi rahatlık ve konfor arzuluyoruz. Bunun yanında ruhsal yaşamlarımızı da “olumlu” hale getirmek için pek çok teknik ve yöntemler arasında mekik dokuyoruz.

Ve artık biliyoruz ki “yine de” mutlu değiliz. Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Onca teknik, yeri geliyor işe yaramıyor. Hatta bir süredir duygularla temas haline geçmekten de bahseder olduk, “hisset ve ihtiyaçlarınla bağlantıya geç” diyoruz. “Orada kal, duygunun içinde kal, gevşe… Gevşe!”

Bir şeyleri “işe yarasın” diye yapar mı olduk nedir?

Herkese bir “daha iyi hissedeyim” çabası hâkim sanki. “Yeter bu kadar olumsuz his! Daha iyi hissetmek istiyorum!” isyanları dalga dalga yükseliyor. Yüzdük yüzdük bir yerlere geldik: “Hissedelim. Bu duygu neye hizmet ediyor bakalım. Altındaki ihtiyaçları görelim.”

Peki ya sonra? Orada her şey bitiyor mu? Duyguların içerisinde durmak, onları hissetmek ve nefes almak yetiyor mu? Duygularıma alan tuttuğum an artık özgür müyüm?

Özgür bir şekilde, aşkın kendisi olabilir miyim artık?

 

“Dişilin Erile Duyduğu Özlem”

Bir süredir dişil öz ile eril öz arasında bağ kurmaya ve bu iki kaynağın birbirine sunduğu hizmet alanını anlamaya çalışıyorum. Bu nedenle Akademi’nin ilk eğitiminin adı “Dişil ile Erilin Buluşması” oldu. Eğitimlerde maskülen (eril) ve feminen (dişil) özlerin sağlıklı ve sağlıksız yanlarından ve İlâhi Sevgi’nin yaşam içerisindeki tezâhürü için bu iki özün evliliğine giden yollardan bahsediyoruz. Amaç, dişil özümüzün duyguları ve bedeni ile temas kurması ve eril özün rehberliği ve yönlendirmesi ile kalbinin en derin amacını bu hayata doğurabilmesine ebelik etmek.

Her şey, kadının kendi feminen özü ile iletişim kurması için neye ihtiyacı olduğu sorusuyla başladı aslında. Peki duygularla temas kurduktan sonra her şey çözülecek miydi?

Duygularını Hisset… Şimdi Sırada “BIRAKMAK” Var

“Sağlıksız Eril” derken nelerden bahsediyoruz?

  • Başarı ve kazanç odaklı
  • Veya odaksız ve tembel
  • Yaşamdan zevk almayan
  • Yargıç
  • Suçlayan
  • Duyguları bastıran
  • Kontrol eden/Manipülatif
  • Tüketen
  • Bencil

Bizi bu konuya dair özellikle ilgilendiren bir alan: İster kadın bedeninde, ister erkek bedeninde olalım varlığımızdaki sağlıksız eril, duyguları bastırmaya, reddetmeye ve/veya görmezden gelmeye meyillidir.

Duyguları hissetmek dişil öz ile ilişkilidir. Varlığımızdaki sağlıklı dişilin görevi, oluşmaya başlayan duyguları hissetmektir. Bu duyguyu fark eden eril yanımızdır, ancak hisseden dişil yanımızdır. Duyguların içinde kalmak ve “OLAN”ı hissetmek sağlıklıdır. Mekanik ve sağlıksız eril enerjiyle devinen toplumlarımızı ve bununla paralel olarak çoğu insanın duygularıyla yeterli irtibatının olmadığını düşünürsek bu “olma” haline geçiş gerçekten muazzam bir adımdır. Bu, sağlıklı dişilin ifade buluşudur.

Ancak iş burada bitmez. Duyguları hissetmek bir adımdır, o duyguları hissettikten sonra onları bırakmak bir sonraki adımdır. Duyguların içerisinde “kalakalmak”, süregiden bir zaman içerisinde gün be gün o duygularla uyumak ve uyanmak sağlıksız dişil bir ifade haline gelir.

Sağlıksız dişilin dışa vurumu “BAĞIMLILIK”tır.

Duygulara bağımlılık, drama oluşturur. Bu drama, bir duyguya takılıp kalma ve onu bırakamama olduğu gibi, aynı zamanda sürekli güçlü duygular da üretmektir.

Hal böyle olunca duyguların doğal döngüsü tıkanır. Aslında, DOĞUM-ÖLÜM-DOĞUM* döngüsü tıkanır.

Duygular doğar, ölür ve yeniden doğarlar. Sonra yeniden ölür, doğar ve yeniden ölürler. Doğada dıştan içe ve içten dışa bir döngü örüntüsü hakimdir. Bu, en güzel şekliyle Yin-Yang sembolü ile ifade bulur. Yin’in azaldığı yerde Yang, Yang’ın azaldığı yerde Yin ortaya çıkar.

yin-yang-2

Duyguların fark edilme ve bırakılma kısımlarında ise ihtiyaç duyulan, sağlıklı eril özün gücüdür. Dişilin erile ihtiyaç duyması bu anlama gelir. Duyguları hissetmekten sonraki aşama, bu duyguları bırakabilmek ve onlara bağımlılığın kalmamasıdır.

Duygularda “kalmak” ve duygularla özdeşleşmek aslında duyguları bastırmak ya da reddetmek kadar hastalıklı bir haldir. Çevreme baktığımda hissettikleri duygularla günlerini geçiren ve depresyona giren pek çok insan görüyorum. Danışanlarımda karşılaştığım en ciddi sorunlar arasında duygulara olan bağımlılık geliyor. Bu duyguların olumlu ya da olumsuz olması önemli değildir. Coşku ve neşeye, mutluluğa ve kutlama haline de bağımlı olabiliyoruz. Duygular hissedilmek ve dönüşmek / dönüştürmek için büyük güç kaynaklarıdır. Ancak biz, duygularımızla “kalakaldığımızda” duygular devinemez ve güç trafoları şeklinde çalışamazlar. Duygular enerjidir. Olumlu ya da olumsuz enerji yoktur. Enerji, sadece enerjidir ve sürekli hareket eder, hareket etmek ister.

Doğum-Ölüm-Doğum döngüsü gibi bu da sürekli bir döngüdür. Sağlıklı eril ve dişilin dansı, içsel deneyimleri bütünüyle hissetmek ve her türlü duygu ve deneyimi bırakabilmek demektir. Bu bizi ânda yaşamaya getirir. Bu, HER ŞEYİ OLDUĞU GİBİ deneyimleme, sonra da BIRAKMA ve yeni deneyime ve OLUŞa kalbini açma halini getirir.

Sağlıksız eril ve sağlıksız dişil baskın olduğunda duygularımızı bastırmaya ve reddedip yok saymaya, aynı zamanda da travmaları, “olumsuz” duyguları ya da coşkuya neden olan “olumlu” duyguları bırakamamayı birlikte yaşarız. Bu, çok çaba gerektirir, sürekli enerji kaybına sebep olur ve bizi hasta eder.

Duygular döngülerini tamamlayamadıklarında enerji tükenir, yok olur. Çünkü orada sürekli bastırma ve tutma çabası hakimdir.

Bu, öğrenmiş olduğumuz bir örüntüdür/alışkanlıktır. Var olmalarını istemediğimiz alışkanlıkları ve örüntüleri değiştirmenin en etkili yolu ise yeni ve faydalı alışkanlık ve örüntüler kazanmaktır ve bu, daimi pratik gerektirir. Fiziksel bedenimizi sağlıklı kılmak için egzersiz yapmaya başlamak gibi bir şey bu. Başta, olabilecek en zor şey gibi görünür, ancak biliriz ki uzun vadede sağlıklı birey olmak için mutlak şartlardan biri de sürekli pratiktir.

Kendimize sunabileceğimiz en değerli armağanlardan biri duyguları hissedebilmektir. Bundan daha ötesi, olduğumuz her halin doğal döngüde yerini bulabilmesi ve bizi olgunlaştırabilmesi için o duyguları bırakmaktır.

….

Vahşi Kadın Akademisi, eril özün dişil öz ve bedendeki sağlıklı formlarını bulabilmesi için çalışmalar ve inzivalar düzenlemektedir. Amaç, sağlıklı birey olarak yola devam etmek, yoldan keyif almak ve bu keyfi yaşamla, insanlarla paylaşmaktır.

Eğitimlerimiz için:

https://www.facebook.com/wildwomanacademy/events

Katkıları ve verdiği ilham için Onur Aydınoğlu’na teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: