“ARKAMIZDA SÜRÜKLEDİĞİMİZ UZUN ÇUVAL” – 2

Kişiliğimizde sevmediğimiz her parçamız bize düşman kesilecektir. Hatta bu parçamızın uzak bir yere gidip bize karşı isyan etmeye başlayacağını da söyleyebiliriz. Shakespeare'in krallarının deneyimledikleri pek çok felâket işte bu cümlenin içerisinde hayat bulur. "Wales"teki Hotspur Kral'a karşı isyan eder. Shakespeare'in şiir sanatı, bu içteki isyanların tehlikelerine karşı muazzam şekilde duyarlıdır. Merkezde bulunan kral her zaman... Continue Reading →

Featured post

“ARKAMIZDA SÜRÜKLEDİĞİMİZ UZUN ÇUVAL” – 1

Şeyleri (kavramları, keşifleri...) yaratmadığımız, ama onları hatırladığımız düşüncesi eski Gnostik bir inançtır. Karanlık tarafı en iyi hatırlayanlar içerisinde en iyi tanıdığım Avrupalılar arasında Robert Louis Stevenson, Joseph Condrad ve Carl Jung var. Onların bir kaç fikrine değinecek ve kendi düşüncelerimden de bir kaçını ekleyeceğim. Önce kişisel gölgeden bahsedelim. Bir ya da iki yaşlarındayken, 360-derece kişilik... Continue Reading →

Featured post

AŞK VE GÖLGELER

"Başkasını görmek istiyoruz, ama bilinmek istemiyoruz."[1]   Gölgelerimizle girdiğimiz ilişkilerimizin özeti bu olsa gerek. Gölgelerimizin yok olmayacağı tezini[2] kabul edersek, zaten bireyler olarak hayatlarımızı yeterince zor hale getiren gölgelerimizin ilişkilerimizdeki yansımalarını hayal etmek pek zor olmasa gerek. Zira eminim bu yazıyı okuyan herkes hayatında en az bir ilişkinin (platonik ya da gerçek) içerisinde bulunmuştur. İşte... Continue Reading →

Featured post

MASKÜLENİ VE FEMİNENİ GERİ ÇAĞIRMAK

Maskülen (animus) ve femineni (anima) geri çağırmak, "gücü yeniden eline almak" ya da "sağlıklı cinsel özler geliştirmek" anlamına geliyor. Çocukluktan itibaren Benlik'ten ayrılan yanlarımızı yeniden kazanmaya çalıştığımız var sayımından yola çıkalım ve önceki makaleler[1]in ışığında söze başlayalım... Senex ya da Artemis arketipi için öncelikle baba figürü ile olan ilişkinin derinliklerini incelemek ve kendi maskülen özünü... Continue Reading →

Featured post

“ÇOCUK KADINLAR”: ARTEMİS ARKETİPİ

"Tek başıma kendime yeterim!" Bir isyan cümlesi mi? Korku mu içindeki? Acı mı? Güvensizlik mi? Hüzün mü? Modern dünyanın bize en çok kazandırdığı arketip bu olsa gerek: Güçlü kadınlar. Yıkılmaz kadınlar. Erkeğe ihtiyaç duymayan kadınlar. Babalarına aşık ya da hayran oldukları kadınların maskülen güçlerine tapınan kadınlar... Animaları kayıp, animaları gölgeye atılmış kadınlar. Bu kadınlar feminizmi... Continue Reading →

Featured post

“ÇOCUK KADINLAR”: PUELLA ARKETİPİ

"Erkeklere güven olmaz." Sanıyorum ki aramızda annesinden bu cümleyi duyan çokça kadın vardır. Bu kadınların anneleri ya evlenip boşanmış, ya dul ya da hanede baba olmayan bir ailede büyümüşlerdir. Sonuç: Güven sorunu yaşayan ya da ilişkiye girmekten korkan kadınlar. "Anasının kızı" kadınlar. Bu kadınlar, aynı puer[1]ler gibi gerçek dünyadan uzak, bir fanusun içerisinde yaşamaya meyillidirler.... Continue Reading →

Featured post

“ÇOCUK ERKEKLER”: SENEX ARKETİPİ

Puer arketipini incelediğim yazıdan devam ediyorum. Bu defa da "babasının oğlu" karakterine yakından bakıyoruz. Zweig ve Wolf, kitaplarında[1], babasının oğlu olarak ya da babanın baskın olduğu ailelerde yetişen erkeklerin kendi feminen özlerini, yani animayı gölgeye attıklarından bahsederler. Animanın gölgeleye atılması farklı şekillerde olabilir: Kadın düşmanlığı, duygusallığı ve hisleri yermek ya da gereksiz bulmak, kırılganlığı güçsüzlük,... Continue Reading →

Featured post

“ÇOCUK ERKEKLER”: PUER ARKETİPİ

Ebedî gençliği arayan, sistemi, dünyayı ve bedenini reddeden, spiritüel, düşler içerisinde yaşayan ya da sisteme ayak uyduramayan, büyümek istemeyen erkeklerin mitolojik ifadesi puer aeternus. Bu türün kadınlarına verilen isim ise puella aeterna, ancak bu yazıda kadınlara değil, "Mr. Nice Guy" yazısının ardından gelmesi nedeniyle erkeklere değinmek istiyorum. Robert Bly, "Iron John" kitabında aslında tamamıyla bu... Continue Reading →

Featured post

ERKEĞİN ANATOMİSİ: “MR. NICE GUY”*

Hayatınızın ve ilişkinizin her daim sorunsuz ve huzurlu olmasını istiyor, kendinizi diğer erkeklere göre “daha iyi” ve “daha verici” ya da “daha dürüst” mü görüyorsunuz? Nedeni Robert A. Glover’ın kitabında bahsettiği “Mr. Nice Guy”* sendromunuz olabilir! Glover’a göre, İyi Adamlar iyi, verici, nazik ve ilgili olurlarsa, her şeyi doğru yaparlarsa mutlu ve tatmin olacaklarına, hayatlarının sorunsuz... Continue Reading →

Featured post

İLİŞKİNİN TAO’SU

“Kırılganlığın olmadığı bir ilişkinin kıyıya vurması kaçınılmazdır.” – Robert Augustus Masters Şeffaflığın ve kırılganlığın görünür olmadığı yerde duygular ve düşünceler (hikayeler) birikiyor. Bu birikmeler de sanrıları, varsayımları ve yok saymaları doğuruyor. Şeffaf olmak, kırılganlığımızla, yani içimizde süre gelen her şeyle orada apaçık nefes alabilmek belki de bizi en çok korkutan şey. Kalbi açık tutmak hiç... Continue Reading →

Featured post

DERİN İLİŞKİ

İlişki kurmak, cinselliğin ve paylaşımın var olduğu, çekim dolu bir dinamik sizi cezbediyorsa, aşk ve sevginin ilişki boyutunda nefes almayı seçiyorsanız ve kişisel gelişimin ilişkilerdeki tezahürünü merak ediyorsanız muhtemelen bu makaleyi seveceksiniz. Baştan söylemeliyim ki amacım ilişkilerin gerekliliğini savunmak değil. İlişki kurmayı tercih ediyorsak, ilişkilerde derinliği, samimiyeti, yakınlığı ve sürekliliği nasıl sağlayabileceğimiz üzerine bir kaç... Continue Reading →

Featured post

SAĞLIKLI İLİŞKİLER KURMAK

Önceliğiniz bağlantı kurmak olsun. Her şeyin sizin şifanıza, farkındalığınıza ve ilişki anlamında derinleşmenize hizmet etmesine izin verin. Koşullanmalarınızın (öfke, korku, utanç ve suçlama ile) seçimlerinizi etkilemesine izin vermeyin. Yaşamınıza hüküm süren alışkanlıklarınızı (davranış, konuşma, düşünme) fark edin. Partnerinizin eylemlerini kabul etmekle partnerinizi kabul etmeyi birbirine karıştırmayın. İlişkinizde yolunda giden şeylerin, yolunda gitmeyen şeyleri örtülemesine izin... Continue Reading →

Featured post

Gölge 501: Derin Bağlılık

Cinselliği romantize ederek, ruhsallaştırarak ya da cinselliğe tantrik veya metafizik kavramlar yükleyerek, onu “daha kutsal” bir şeye dönüştürmeye çalışarak manipüle edebiliyor ve olası derin bir bağlantıyı mahvedebiliyoruz. OLUŞların içerisine kavramları ve anlamları yerleştirdiğimizde doğallıktan uzaklaşabiliyoruz. Biz bunu yaptıkça ise olmakta olan yok olabiliyor. Şimdi olan her ne varsa onda derinleşmek yerine gelecekte olmasını ümit ettiğimiz... Continue Reading →

Featured post

Gölge 401: Öfke

Eğitim sürecimiz boyunca ailemizden, okuldan ve toplumdan pek çok şey öğrendik. Duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı yok saymayı, bastırmayı ve hallerimizle “başa çıkmayı” öğrendik. Dışarıdan aldığımız mesajlar ise genelde şu mesajı veriyordu: “Duygulara değil gerçeğe odaklan; hissetmezsen hayat daha kolay.”   Duygularımızı ve altında yatan ihtiyaçlarımız ziyaret etmediğimizde hayatla başa çıkmak gerçekten de daha kolaydı ya da... Continue Reading →

Featured post

Gölge 301: Bağ Kurmak

Karanlığa attığımız sesler bir süre sonra tahammül edemediğimiz sesler haline geliyor. O sesler bir zaman önce onaylanmadılar ve arkaya itildiler, karanlıkta kaldılar. Onaylanmayan bir ses her baş gösterdiğinde, bir gölge her çıka geldiğinde “Sen otur oturduğun yerde!” demeye başlıyoruz ve aslında alt metin şu oluyor: “Orada kal! Çünkü hayatımı mahvediyorsun! Ortaya çıkarsan dışarıda kalırım ve... Continue Reading →

Featured post

Gölge 201: Beden ve Duygular

Bedenim hissediyor mu? Bedenim zevk alıyor mu? Bedenim hareket ediyor mu? Dişil öz ile kastettiğim, hareket halinde olandır. Dişil olanı bilgisayar karşısına oturtup tüm gün iş yaptıramazsınız. Onu tüm gün durağan kılarsanız dişil özü öldürürsünüz. Şu ân tüm dünyada olduğu gibi. Sen onca insanı hareketsiz bir şekilde bilgisayar karşısında oturtursan, dünyanın dişil özünü söndürürsün. Dişil... Continue Reading →

Featured post

Gölge 101: Anima & Animus

Anima ve Animus: Jungçu psikolojide temel olarak bahsedilen üç alandan (Ego/Persona, Benlik ve Gölge) Gölge alanına ait olan iki kavram. Anima Yin, yani dişil alanı, Animus ise Yang, yani eril alanı ifade ediyor. Bunlar, varoluşun dişil ve eril prensipleri. Genel kanı odur ki, modern dünyamıza “eril” hüküm sürmektedir, “Ataerkil” toplumlarca yönetilmekteyiz ve her şeyi bu eril... Continue Reading →

Featured post

Hissedilmeyeni Hissetmek

Vahşi Öz dediğimde, doğa ve yaşam ile bağlantıda kalmaktan bahsediyorum; kendi bedeninle, kendi varlığınla bağlantıda kalmak. Clarissa P. Estes’in “Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabından bir alıntı ile başlamak istiyorum: Vahşi gücünü yitiren kadına ne olur? Vahşi gücünü yitirmiş bir kadın neler yaşar ve bunu nasıl anlar? Vahşi gücünü yitiren kadın yorgundur, suskundur, hassastır, kafası karışıktır ve... Continue Reading →

Featured post

“KARANLIĞIN BİLGELİĞİ” 2017 Yaz

  "Benim yolculuğum sadece orda mutlaka bulunmam gerektiğini söyleyen hislerimi takip ederek, İda Dağı'na 6 gün kendimi teslim etmeye niyet etmemle başladı. Bilemedim ben sadece '6 gün' diye düşünürken aynı anda hayatımın geri kalanını kapsayacak bir yolculuğun da başlamış olduğunu. Kendi hislerimi, gölgelerimi yok saya saya tonlarca yük yüklemişim sırtıma çoğu insan gibi. Çünkü hepimiz... Continue Reading →

Featured post

“KARANLIĞIN BİLGELİĞİ”: Kadınlar için Derin bir Varoluş İnzivası

“Hepimiz vɑhşiye özlemle doluyuz. Bu özlemin kültürel olɑrɑk onɑylɑnmış pek ɑz pɑnzehiri vɑr. Bize bu tür bir ɑrzudɑn utɑnç duymɑmız öğretildi. Uzɑttığımız sɑçlɑrımızı sɑklɑmɑk için kullɑndık. Amɑ Vɑhşi Kɑdın'ın gölgesi gündüz ve gecelerimiz boyuncɑ pusuyɑ yɑtmış bir hɑlde hâlâ vɑrlığını sürdürmektedir. Nerede olursɑk olɑlım, ɑrkɑmızdɑ tırıs giden bu gölge kesinlikle dört ɑyɑklı.” Clarissa Pinkola Estes... Continue Reading →

Featured post

Kalbin Dansı Başlıyor…

Kasıklarının aşk ve zevk dolu, dudaklarının gevşek ve sıcak, parmaklarının yumuşak olduğu, nefesininse seni hafiflettiği bir hâl düşle. Güneş, denizin üzerinden batıyor ve yaz rüzgarı boynunu okşuyor, Ebâbil kuşları dans ederek şakıyorlar, Ve sen, bedenin sanki senin değilmişçesine hafifledikçe hafifliyorsun. Güneş, yerini geceye bıraktıkça, sen de kendi bedenini kumlara bırakıyorsun, Güneş geceye teslim oldukça, sen de... Continue Reading →

Featured post

ASTROLOJİ & 15 ŞUBAT YENİAYI

Son senelerde astroloji alanına ilgim giderek arttı ve süreçlerimde rehber olarak kabul ettiğim bir alan oldu. Bilhassa kadın ve ay döngülerinin arasındaki ilişkiyi yakından takip etmekle beraber, özellikle ay-kadın alanında pek çok ritüeli de çalışmalara dahil etmeyi uygun gördüm. Akademi'nin içeriğinde yer almasının önemli olduğunu düşündüğüm astrolojiye bu ay itibariyle dolunay ve yeniay dönemlerinde yer... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑